>_blog.init();

Zihinsel İzler

Psikoloji, yapay zekâ ve dönüşüm üzerine düşünceler, makaleler ve içgörüler.

Herkes mi DEHB? Tanı Şüpheciliği Retoriğinin Sessiz Şiddeti

Herkes mi DEHB? Tanı Şüpheciliği Retoriğinin Sessiz Şiddeti

DEHB değerlendirmesi, iyi yapıldığında hem ayırıcı tanıyı hem komorbiditeyi hem de işlevsellik düzeyini dikkate alır. “DEHB mi, travma mı?” gibi ya/veya soruları, gerçek hayatta çoğu zaman “DEHB ve travma” şeklinde yanıtlanır. Komorbidite yaygındır ve bu, tanıyı zayıflatmaz; aksine klinik tabloyu derinleştirir.

Devamını oku

Kendi İç API’mizi İnşa Etmek

Peki ya bu protokol olmadığında? Makineler, onlarla iletişim kurmamıza API’ler, yani üzerinde mutabık kalınmış bir protokol üzerinden izin verirler. Daha derinlerine inmenize izin vermezler.

Devamını oku

Gelenekler

Bizim performans sahnemiz, atalarımızın mezarlığı değil; çocuklarımızın hayatlarıdır. Övgüyü geriden değil, ileriden beklemeliyiz. En büyük devrim, sorumluluk oklarımızı mezarlıktan beşiğe çevirmek olur diye düşünüyorum.

Devamını oku

So What?

Bizi bir araya getiren şey çoğu zaman doğru bilgi değil; inandığımız hikâyeler, paylaştığımız fantezilerdir. Ve artık bu hikâyelerin yazarları insanlar değil, algoritmalar.

Devamını oku

Karar Almanın Nörobiyolojisi

Nörobilim bize şunu söyler: Karar anında prefrontal korteks mantıklı hesaplar yaparken, limbik sistem çoktan duygusal yönü seçmiş ve yolu yarılamıştır bile. Yani akıl çoğu zaman kararın sahibi değil, sadece avukatıdır.

Devamını oku

“Sahicilik Yanılsaması”

Gerçek sahicilik, birinin bizi hep onaylaması, bir önceki hikayenin eksik olduğu düşünülen yanlarının tamamlanma çabası değil, zaman zaman bizi yansıtarak gölgemizle yüzleştirmesidir. Eğer bir ilişki yalnızca senin kahramanlığını besliyorsa, o ilişki yalnızca bir senaryo olabilir. Bir yaşam değil.

Devamını oku

Bir Sistem Çökerken

Yetişkin gibi görünsek de duygusal sahneye hep bir çocuk çıkar. Sevilmek, görülmek, biricik olmak ister. Kırılgan bir masumiyetle ya da öfkeyle sahneye çıkar. İlişkilerdeki en büyük krizleri o başlatır. Topa vurur ama camın kırılıp kırılmayacağını hesaplayamaz.

Devamını oku

Doğrulama Yanlılığı

Beynimiz, kaotik ve belirsiz bir dünyada tutarlılık arayışı içindedir. Bunu Zihinsel istikrar için sağlamaya çalışırız. Buna cognitive consistency deniyor ve korunmadığında anksiyete, karar verememe ve bilişsel çöküş yaşarız.

Devamını oku
Hatıralarımız Gerçek mi? Yoksa Kurgu mu?
· Kürşat Gürçay

Hatıralarımız Gerçek mi? Yoksa Kurgu mu?

Yaşamda bir çok şeye karşı olduğu gibi, anılarımıza da sahip olma eğiliminde olmamız çok da şaşırtıcı değil. Sahiplenme ve mülk anlayışı bizi güvende tutuyor. Çünkü çevresine yeni ağlar ve yollar örmek üzere bir takım sabitlere ihtiyaç duyuyoruz. O sabitlerin üzerine inşa ediyoruz.

Devamını oku
Soruların Dönüştürücü Gücü: Gölgeden Alınan İçgörüler

Soruların Dönüştürücü Gücü: Gölgeden Alınan İçgörüler

Bilinçdışı içerik, bilinçli zihnimizin ötesinde saklı olan bilgilerden oluşur. Buzdağı metaforu, bu durumu anlamamıza yardımcı olur. Buzdağının suyun üzerindeki küçük kısmı, bilinçli zihnimizi temsil eder. Yüzeyin hemen altındaki kısım, bilinçaltını temsil eder; ara sıra ortaya çıkar ve fark edilir. Suyun altındaki devasa parça ise bilinçdışımızı temsil eder. Bu kısım, unutulmuş anılarımızı, bastırılmış duygularımızı ve gizli yönlerimizi içerir.

Devamını oku
Ev Kavramı Üzerine
· Kürşat Gürçay

Ev Kavramı Üzerine

Jung; “Bilinçdışındaki her şey dışa dönük tezahür arar” der. Carl G. Jung’a göre; bir ev inşa etmek, bir benlik inşa etmenin bir simgesiydi. Anılar düşler düşünceler kitabında Jung, Zürih Gölü’ndeki evinin aşamalı gelişimini anlatmıştı. Jung, bu kale benzeri yapıyı inşa etmek için otuz yıldan fazla zaman harcamıştı, kulelerin ve ek binaların ruhunu temsil ettiğine inanıyordu.

Devamını oku